<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ebru Eğinlioğlu Blog</title>
	<atom:link href="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog</link>
	<description>Ebru Eğinlioğlu Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jul 2010 13:04:53 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ali Müfit Gürtuna röportajı</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=224</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=224#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 13:03:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Ebru Eğinlioğlu, bu hafta eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı  Ali Müfit Gürtuna’yla konuştu..
Gürtuna ve Eğinlioğlu, deneyimli siyasetçinin son siyasi gelişmeler  hakkındaki görüşlerini, yeni kitabını ve mevcut İstanbul Belediyesi’nin  büyükşehiri getirdiği son durumu konuştular. 
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 10 MİLYAR  DOLARLIK BORÇ BATAĞINDA
Önce ‘Yeni Siyaset’ diye kitabınız çıktı. Kitapla söyleşiye başlayalım,  neler anlattınız? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ebru Eğinlioğlu, bu hafta eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı  Ali Müfit Gürtuna’yla konuştu..</p>
<p>Gürtuna ve Eğinlioğlu, deneyimli siyasetçinin son siyasi gelişmeler  hakkındaki görüşlerini, yeni kitabını ve mevcut İstanbul Belediyesi’nin  büyükşehiri getirdiği son durumu konuştular.<strong> </strong></p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 10 MİLYAR  DOLARLIK BORÇ BATAĞINDA</strong></p>
<p><strong>Önce ‘Yeni Siyaset’ diye kitabınız çıktı. Kitapla söyleşiye başlayalım,  neler anlattınız? Nasıl hazırlandı?</strong></p>
<div>Bizim uzun yıllara dayanan tecrübelerimizi, 4-5 senelik bir  çalışmaya dayanarak, pozitif anlamda ülkeme bir eser oluşturmak istedim.  Bu amaçla kitabı hazırladım. Negatif siyasetten kastım, çıkara ve  kavgaya gürültüye dayanan siyaset anlayışı, pozitif siyaset ise bir  ülkeyi, dünya devletleri arasında hatırı sayılır bir seviyeye çıkartma  politikasıdır. Biz yeni kitabımızda pozitif siyasetin nasıl olması  gerektiğini anlattık.</div>
<div><span id="more-224"></span></div>
<div><strong>Yöntemleri anlatıyor musunuz?</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Tabii ki. Var olan siyaset yapısından şikayetçiyiz, bu konuda eksik  gördüğümüz için böyle bir kitapla olması gerekenleri anlattık.</p>
<p><img title="1.20100709123925.jpg" src="http://www.haber3.com/images/other/1.20100709123925.jpg" alt="1.20100709123925.jpg" width="460" height="255" /></p>
</div>
<div><strong>Her kesimi memnun edecek bir siyasi yönetim mümkünmü çünkü  Türkiye’ de çok seslilik daha göze batıyor?</strong></div>
<div>Şöyle ki; herkesi memnun etmek mümkün olmayabilir ama tarz olarak  mümkün, nezaketli, içeriği dolu bir üslubu her halde herkes beğenir.  Rakibine saygı duyan, bir şeyler üreten siyasetçiyi neden halk  istemesin.</div>
<div><strong>Peki var olan hukumetin yanlışları nedir, nasıl pozitif  siyasete çekmek gerekir?</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Aslında biz kitabımızda siyasetin genel yapısına bir rezerv  getiriyoruz. Şu ve ya bu partiyi eleştirmiyoruz.</div>
<div><strong>Çok politik bir cevap oldu sayın Başkanım…</strong></div>
<div>Hayır bakın açıklayınca daha net anlayacaksınız. Türkiye’ nin  sıkıntısı A ya da B partisi değil, hiçbir partinin   vizyonu yok.  Mesela biz eğitimi, ekonomiyi şöyle düzeltebiliriz deyip halkın önüne  koyacak projeleri yok.</div>
<div>Ama neden işte tüm dünyada yaşanan ekonomik kriz Türkiye’ yi teğet  geçmiş, bu plansız programsız bir hukumetin yapacağı bir şeymi?</div>
<div>Şimdi, bir söz var; Kitapta yazan başka, sokakta gezen başka diye.  Ben ölçülere bakıyorum. 1960 larda Güney Kore, Türkiye’ nin üçte biri  dörtte biri kadar üretim yapıyor. 80lerde eşitlendi. Şimdi Türkiye’ nin  üç, dört katı üretim yapıyor.</p>
<p><img title="1.2.20100709123925.jpg" src="http://www.haber3.com/images/other/1.2.20100709123925.jpg" alt="1.2.20100709123925.jpg" width="460" height="240" /></p>
</div>
<div><strong>Şimdi dediğinizi anladım.</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Evet Almanya, Japonya 2. dünya savaşından çıktı, taş taş üstünde  kalmamıştı, tam bir harabeydi. Şimdi bakıyoruz, dışarıdan Almanya işçi  alır duruma geldi. Japonya 1960 da kefeni yırttı. Müthiş iyi taklitler  yapıyordu. Sonra 70 lerden sonra inovasyon kavramını hayata geçirdi. Bu  gün baktığımızda müthiş bir ekonomileri var. Toprak olarak, büyüklüğü,  bizim yarımız kadar. Singapur’ un 300 milyar dolar yıllık ihracatı var.  Yani yapıyı iyi değerlendirmemiz lazım. Tarım değersiz deyip, kenara  atıyoruz. Bilgiye dayalı siyaset yapılmadığı için, yerimizde sayıp  duruyoruz. Dünya devletleri böyle hızlı ilerlerken, biz istediğimiz  kadar kendimizi övelim. Biz 50 km hızla giderken, başkalarının arabası  saatte 500 km hızla gidiyor.</div>
<div><strong>Peki hukumet gelse ve dese ki, sizinle bilgi paylaşalım,  karşılıklı konuşalım, ülke menfaatleri için bilgilerimizi birleştirelim  dese, böyle bir çalışmaya da var mısınız?</strong></div>
<div>Tabii neden olmasın, her parti için yaparız bunu. Türkiye’ nin  hizmetine, hiçbir parti ayırt etmeksizin,  her türlü desteğe hazırız.  Bilgilerimiz yalnız kitapta yazdıklarımızla sınırlı değil. Tüm illerin  kalkınma planlarını çıkarttık, büyük bir akademik, bürokratik kadroyla,  çok geniş çalışmalar yaptık, bu bilgilerimizi, ülkemizin faydasına  paylaşmak istiyoruz.  Kobiler, fiziki hizmetler, pek çok konuda  çalıştık. Bunlardan faydalansınlar.</div>
<div><strong>Aslında maalesef Türkiye’ de sivil toplum kuruluşları çok  fazla öne çıkamıyor. Mesela bir dönem Arı Hareketi vardı. Bir parladı,  sonra söndü ama sanırım siz daha iddialı yaklaşıyorsunuz, işinize  inşallah, diğer sosyal demokrat ülkelerde olduğu gibi, sivil toplum  kuruluşları bilinci biraz daha etkin hale gelir. Peki üzerinde çok  konuşulan yeni Anayasa Eylül’ de referanduma sunulacak. Sizce yeni  Anayasa, Türkiye’ nin önünü açacak politikalar içerecek mi?</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Şimdi o bir yama faaliyetidir. Türkiye’ nin köklü bir değişime  ihtiyacı var, hantal devlet işleyişinden kurtulmalı ve özgürlükler  alabildiğine açılmalı. Üç şeyin yasağı var. 1 Fakir kalma özgürlüğü yok.  O nasıl olacak, tüm vatandaşların nitelikli ve eğitimli olmasını  sağlama. Vatandaşların hasta olma hakkını elinden almak. Halkı hasta  edip, bak ne güzel hastanelerimiz var diye devlet övünmeyecek.  Vatandaşını sağlıklı ortamlarda yaşatacak. Yasakları bol olan bir  Anayasa değil, insanları, özgür ve sağlıklı kılacak bir değişim  gerçekleşmelidir. Bu açıdan Anayasa çalışmalarını yeterli görmüyoruz.</p>
<p><img title="1.2.3.20100709123925.jpg" src="http://www.haber3.com/images/other/1.2.3.20100709123925.jpg" alt="1.2.3.20100709123925.jpg" width="460" height="242" /></p>
</div>
<div><strong>Peki metrobüslerle ilgili eleştirileriniz de var. Eski  Büyükşehir Belediye Başkanı olmanız dolayısı ile, niye yeni gelen  metrobüsler kızağa çekildi ve neden bu uygulamayı eleştiriyorsunuz?</strong></div>
<div>Şimdi bakın; Metrobüs facialardan bir tanesi. Ve çok büyük bir  olay. Proje yanlışlarından birisidir. Uygulama olarak da yanlıştır.  Bütün hatlar birbirine entegre olmalıdır. Yani, deniz, kara, hava  birbirine entegre olur, zaman açısından da öyle, yani birinden inip,  diğerine bineceksiniz, ulaşım kesintisiz olmalı. Uygulamanın doğruluğu  bu şekilde olur. Bu toplu taşımanın özüdür. Metrobüs hattı, hiçbir toplu  taşıma hattına entegre değil bir kere. Diğeri, taşımada ana omurgayı,  raylı sistemler temsil eder. Metrobüs tekerlekli sistemdir ama taşıma  kapasitesi, raylı sisteme göre çok düşüktür. Yani trafik sorununu  çözmez. Raylı sistemin döşenmesi biraz maliyetlidir ancak, işletim  giderleri düşüktür, havayı kirletmez, doğaya uyumludur. 500-600 milyon  dolara mal olmuş metrobüsler. Yani o kadar ucuz da değil. Bu metrobüsler  ancak, Avrupa’ daki düz şehir ve küçük kasabalarda kullanılır. Yoksa  İstanbul gibi büyük bir metropole konmaz. Konur konmaz da bozuluyor.  Yarın başkası gelecek, bu sistemi de kaldıracak. Hep böyle milyonlarca  dolar paralar, yanlış projelerle boşa gidip duruyor.</p>
<p><img title="1.2.3.4.20100709123925.jpg" src="http://www.haber3.com/images/other/1.2.3.4.20100709123925.jpg" alt="1.2.3.4.20100709123925.jpg" width="460" height="312" /></p>
</div>
<div><strong>Türkiye kentleriyle yok oluşa sürükleniyor diyorsunuz. O  zaman, yok oluşlardan biri de böyle uygulamalar.</strong></div>
<div>Kesinlikle bakın biz İstanbul Belediyesi’ ni sıfır borçla teslim  ettik. 1,5 milyar dolar borçla devir almıştık. Kaynaklarımız hep  kesildi, dönemin iktidarları tarafından buna rağmen, borçlarımızı  ödemeye devam ettik. Türkiye’ de kredibiletesi en yüksek kurum olarak,  Büyük Şehir Belediyesi’ ni devir ettik.  Hatta Galatasaray Klübü kredi  almak istemişti, dünyada gittiği ülkelerden. İstanbul’ da Büyük Şehir  Belediyesi size kefil olursa size kredi veririz demişler. O hale  getirmiştik belediyemizi…Ama şu anda borç batağına batmış durumda,  borçlar 10 milyon dolara ulaşmıştır. Bakkallar bile belediyenin önünden  geçmek istemiyor, borç isterler veya mal isterler diye.</p>
<p><strong>Bu sözünüzü manşet yapacağım Başkanım.</strong></p>
</div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Kesinlikle… Üzücü tabii. Emek verdiğimiz bir yer, bizim İstanbul’  umuz iyi olsun istiyoruz…</p>
<p><em><strong>Fotoğraflar:</strong> Nurhilal ÖZÇELİK</em></p>
<p><em><img title="1.2.3.4.5.20100709123925.jpg" src="http://www.haber3.com/images/other/1.2.3.4.5.20100709123925.jpg" alt="1.2.3.4.5.20100709123925.jpg" width="460" height="345" /><br />
</em><br />
<strong>RÖPORTAJ DEVAM EDECEK..</strong></p>
</div>
<div>Turkuaz Hareketi ve  Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna’ dan çok çarpıcı  açıklamalar devam edecek..</p>
<p>İşte röportajın 2.bölümünden bazı çarpıcı başlıklar:</p>
<p>- İstanbul’ da planlı bir yağma var…</p>
</div>
<div>- İngilizler çok mu aptal da  Hyde Park’ ı parselleyip Arap şeyhlerine satmıyor…</div>
<div>- Bu millet tarih sahnesine  yeniden çıkacak ve bu İstanbul’la olacak…</div>
<div>- İsrail gemisi uluslararası  sularda gemimize girip insanları öldürüyor; biz istediğimiz kadar  bağıralım…</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=224</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk ile röportaj</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=214</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=214#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 11:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[İSRAİL’E YARDIM GEMİSİ OLAYINI DANIŞIKLI DÖVÜŞ GÖRÜYORUM…….

Uzun zamandır, daha doğrusu Habertürk’ ten ayrıldığınızdan beri sizi medya da görmüyoruz. Neredeydiniz, neler yaptınız bu süre içersinde?

Beni göremezsiniz çünkü bana ambargo var.

Nasıl yani?

Hiç bir babayiğit bana yazı yazdırmaya falan cesaret edemez. Çünkü iktidar tarafından engellenir.

Yani A.K.P’ mi istemiyor sizin medya da yer almanızı, bu bir tahmin mi, yoksa  bildiğiniz bir şey mi?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/IMG_57504.jpg"></a><a href="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/IMG_57503.jpg"></a></p>
<p>İSRAİL’E YARDIM GEMİSİ OLAYINI DANIŞIKLI DÖVÜŞ GÖRÜYORUM…….</p>
<p>Uzun zamandır, daha doğrusu Habertürk’ ten ayrıldığınızdan beri sizi medya da görmüyoruz. Neredeydiniz, neler yaptınız bu süre içersinde?</p>
<p>Beni göremezsiniz çünkü bana ambargo var.</p>
<p>Nasıl yani?</p>
<p>Hiç bir babayiğit bana yazı yazdırmaya falan cesaret edemez. Çünkü iktidar tarafından engellenir.</p>
<p>Yani A.K.P’ mi istemiyor sizin medya da yer almanızı, bu bir tahmin mi, yoksa  bildiğiniz bir şey mi?</p>
<p><span id="more-214"></span></p>
<p>Hayır tahmin değil, bildiğim bir şey. Yani, program konuğu olarak çağrıldığım yayınları bile engelliyorlar. Zaten Habertürk’ ten ayrılma nedenim de bu. Yazılarıma sansür konulması. Benim gibi ilkeli bir insana sansür konulursa, benim gideceğim aşikar, öyle de oldu.</p>
<p>Peki hakaret mi ediyordunuz da, yazılarınıza sansür kondu?</p>
<p>Hayır. Ben çürük köklerin nerede olduğunu çok iyi bilirim. Dincilik belasının ne kadar kötü olduğunu, benim kadar iyi bilen az insan vardır. Sadece Müslüman’ lar için de konuşmuyorum. Hristiyanlar için de böyle. Gelecek son kitaplarımdan birinin ismi; Haçlı ve Sarıklı Engizisyon’ dur. Bir başka kitabım; ‘Dine İhanetin, Öteki Adı Dincilik’  dir. O kitap yakında çıkacak.</p>
<p>Yayınevi bulmakta zorlanıyor musunuz?</p>
<p>Hayır. Çünkü benim de büyük ölçüde ortağı olduğum bir yayınevi var. Ayrıca, en iyi yayınevleri, çok güzel şartlarla benim kitaplarımı basıyorlar. Nitekim son kitabım; İnkılap Yayınevi’ nden çıktı. Hala da Best Seller satıyor. ‘Kur’ an’ ın yarattığı devrimler’, müthiş bir kitap oldu. 2. kitabım da o yayınevinden çıkıyor. O da;  İmamı Azam Savunması’ kitabım, 300 sayfalık, daha halka yönelik, akademik tarafları ayıklanmış, hayatını anlatan bir kitap. Film yapılması da  gündemde olan bir eser.</p>
<p>Kaç kitabınız oldu bu güne kadar?</p>
<p>6o küsur kitabım oldu, çok çeşitli dillere çevrildi ve Best Seller oldu, pek çok kitabım özellikle Almanya’ da….</p>
<p>Rahatsız olduğunuzu bildiğim ve aslında hiç de tarzım olmadığı halde mesleğim dolayısıyla, yumuşatarak soracağım. Yakın geçmişte hakkınızda, ayrılık, aldatma, dedikodular gibi spekülatif haberler çıktı. Siz aslında bunlarla yer almak istemediniz basında ama bir şekilde yer aldınız. Acaba bu olaylar, sizi ekranda görmek istemeyen güçlerin de oyunumuydu?</p>
<p>O tür haberler dedikodudan ibarettir. Dedikodularla uğraşmaya tenezzül etmem. Ancak bu konularda, benimle siyasi rekabet içinde olan insanların yaptığı bir şey değildir, eski eşimin duygusal tepkilerinden çıkmıştır bu olaylar. Bu konularla ilgili, basının da bana haksızlığı olmamıştır.  Bakın, adı bu işlere karıştırılan kızcağız, 1 ceza, 5i tazminat davasından eşimi mahkum ettirdi mesela. </p>
<p>Bunu bilmiyoruz.</p>
<p>Baykal’ a da böyle bir komplo kuruldu.</p>
<p>Ama benimki ve Baykal’ ın olayı  çok ayrı.  Mahiyet olarak çok farklı. Bekar insanların ilişkisi farklı, o bir gönül kaymasıdır.<br />
Sonra ben bir gönül insanıyım, aşık olsam neden saklayayım. Ben yarı deli bir adamım.  Aşk saklanır mı? Bu ithamlarla beni tutarsız bir insan olarak göstermeye çalışıyorlar. Tutarsız bir adam benim yaptığım işleri asla yapamaz.  Ben o 60 küsur kitabı niye yazdım. Time dergisi beni, Einstein’ dan 70 oy fazla alarak, yüzyılın en etkili adamları içinde seçti. O 9. sırada, ben 7.sıradayım. Benim bu tür şeylere ihtiyacım yok ki. Beni böyle şeylerle yıpratamazlar ki.</p>
<p>Bence sizin Habertürk içersinde yer almanız, bu tarafsız ve ilkeli duruşunuz konusunda kamuoyunda hakkınızda farklı bir imaj oluşturmuş olabilir.</p>
<p>Ama ben Habertürk’ e kimse için değil, Turgay Ciner’ i sevdiğim için gittim. O çağırdığı için gittim, hemşehrimdir, delikanlı adamdır, onu çok severim, hala severim. Orada benim ayrılmama başka insanlar sebep oldu. Turgay bey’ in ayrılmamda dahli yoktur. Sansürlenen yazılarımı da günü gelince yayınlayacağım. Herkes görecek.</p>
<p>Yeniden siyasete döner misiniz?</p>
<p>Haa bakın, dönerim, dönmem demem. Atatürk’ ün çok muhteşem bir sözü vardır; Söz konusu vatansa diğer her şey teferruattır.  Ben Atatürk çocuğuyum. Normal olarak da siyasete dönmek istemem. Ülke hizmeti zorunlu kılarsa oturur düşünürüm.  Zaten siyasete girişim de böyle oldu, bir gereklilik halinde. Yani ben normalde niye siyasete gireyim, en çok para kazandığım dönemde, ihale hırsızlığımı yapacaktım, 7000 lira aylık için mi girecektim. Dünya kadar paramı kaybettim bu yolda. Ama helali hoş olsun. Bu kadar akademik kariyerim bir tarafta, siyasetin içinde gördüğüm insan manzaralarını başka türlü öğrenemezdim. Hayatımın en büyük tecrübesi oldu. İnsanımın ruhunu, aklını nasıl boşalttıklarını gördüm, öğrendim.</p>
<p>İsrail ve Gazze dış siyasette en çok konuşulan konu. Hukumet bu yardım gemisini göndermekle hem hukukçu olduğunuz için soruyorum, hem de Müslüman kardeşlerimize yardım diye, sadece Müslüman oldukları için, böyle bir yaklaşım, doğru mu ve siyaseten nasıl değerlendirilmeli?</p>
<p>Şimdi yardım mazluma yapılır. Bunun Hristiyan’ ı, Müslüman’ ı olmaz.  Gazze’ deki insanlar da Müslümandır, mazlumdur, onlara yardım etmek gerekir. Oralara girmek istemem. Ama bu şekilde değil. Ben hukuk eğitimi gördüm, böyle yardım yapıyoruz diye paldır, küldür gidilmez. Ben de daha farklı bir görüş var, konuyla ilgili Recep Tayyip Erdoğan Hukumeti’ nin, İsrail ile danışıklı dövüş bir oyun oynadığını düşünüyorum.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Geriye bir bakın, bu hukumetin başa gelmesinde destek unsurları kim?  Amerika ve İsrail, en önemli destekçileri bunların. Kısa bir süre  önce de, İsrail’ de yalnız  Yahudi devlet başkanlarına verilen bir ödülü Recep Tayyip Erdoğan’ a veriyorlar, ilk defa.</p>
<p>Peki amaç ne o zaman?</p>
<p>Ben bilmem. Ama bir Ortadoğu liderliğine İsrail destekli soyunuluyor gibi geliyor. Çünkü mağduru oynama edebiyatları bitti. ‘E ne var canım 9 insan ölmüş’. Kömür madeninde 30 kişi öldü. Başbakan; ‘kadere inanmıyor musunuz, oturun oturduğunuz yerde’ dedi, olay bitti. Diğeri de; ‘ben savaştayım’, öldürürüm diyor.<br />
Böyle bir oyun olabilir diye düşünüyorum.  Tayyip Erdoğan, ödülü de geri vermedi. O  kadar İsrail’ le aran bozuksa, önce ödülü verseydin. Ortadoğu’ nun kahramanlığına oynanıyor. İnşallah ben  yanılıyorumdur. Bana samimi gelmiyor. Seçim yakın, bundan nasıl bir çıkar sağlayacakları konusunda ben şüphe ediyorum. Çünkü Kurtuluş Savaşı’ ndan beri, Türkiye’ den alamadıkları kadar, masa başında anlaşmalarla kazanç sağlıyorlar. İsrail ister ki, böyle bir kahramanlık senaryosuyla yine AKP gelsin, bunlar da kazanmaya devam etsin. Keşke yanılsam.</p>
<p>CHP’ nin iktidar olma şansını nasıl görüyorsunuz? Özellikle Kılıçdaroğlu faktörüyle?</p>
<p>Çok samimi ve dürüst bir insan, insan olarak çok beğeniyorum. Baykal’ ın parti başkanlığından ayrılması da çok iyi oldu. Fakat ciddi sıkıntıları olacağı kanaatindeyim ama başarısı için duacıyım, tüm içtenliğimle. Ama CHP’ nin sadece lider sorunu yok. İnşallah öbüründen de kurtuluruz. ( Tayyip Erdoğan)<br />
Türkiye’ nin sağlıklı gelişimi için  koalisyonlara ihtiyacı var. % 10 barajının kalkması lazımken, açılımdan, Anayasa’ dan bahsediyor. Sen önce barajı aşağı çek. Kürt’ lere açılım diyorsun, adam meclise giremiyor. En büyük açılım, seçim barajını aşağı çekmen.</p>
<p>Ama bu sefer insanlar PKK meclise geldi diye bağırıyor.</p>
<p>Efendim bir şekilde, başka isimle yine bu partiler kuruluyor. Bu sorunlar işte böyle büyüyor. Kürt menşeili vatandaşlara diyeceksin ki, bakın biz sizin isteklerinize önem veriyoruz, gelin mecliste bunları anlatın. Terörün de kökünü kazıyın. Al sana açılım işte. İnsana biraz tutarlılık  lazım. Kim inanır sizin açılım oyununuza. Başbakan’ ın hakkında dosyalar var, dokunulmazlık yüzünden yargılanamıyor. Olur mu böyle şey. Kaldır dokunulmazlıkları, bunları yapmayan bir hukumet benim gözümde samimi değildir. Bunlar ortadayken yok Anayasa değişikliği,  yok açılım.<br />
Hadi canım sende. Onun için, ben bunların İsrail konusunda da samimiyetlerine inanmıyorum.</p>
<p>İran’ ın nükleer silah yapımına Türkiye’ nin olumlu yaklaşımını nasıl görüyorsunuz?</p>
<p>Çok direkt tetkik etmedim ama Türkiye bu gün Hamas ile İran’ ın yandaşı imajını taşıyan bir ülke konumuna geldi. Üzülerek izliyorum. Kamuran İnan benim çok değer verdiğim bir siyasetçi, geçenlerde, Türkiye’ nin Nato’ dan çıkarılması söz konusu olabileceğini telaffuz ediyorsa, bunlara dikkat etmek gerekir. İş buralara geldi.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ile CHP’ den teklif gelse, kabul eder misiniz?</p>
<p>Bakarım ama Deniz Baykal’ a evet dediğim gibi evet demem. Çünkü siyasette benim samimiyetimde adam bulmak, büyüteç ile atom aramaya benziyor. Asıl fikir olarak, ben siyasete girmeyi aklımdan bile geçirmem, kapımı çalmazlarsa daha mutlu olurum. Ama memleketim için, bir durum hasıl olur, o zaman görev kabul eder giderim. Ben kitaplarımla, seyahatlerimle, at binmeyle, yüzmeyle zaten kendime ancak yetebiliyorum. Bir çok dile çevrilmiş, onlarca kitabımın bana kazandırdığı hazzı, okurlarımın teveccühünü    bana hangi parti verebilir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=214</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veda</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=184</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=184#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 09:33:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Ben ayrılıkları hiç sevmem, içim burulur, yüreğim acır. Nereye gittiğimin, nasıl olduğunun  bir önemi yok, veda etmek beni kanatarak yaralar.
Güçlü, zayıflığını saklayan, o sert ve hayatı ti’ ye alan görüntümün altında aslında, kaybetmekten korkan bir çocuk vardır.

Sevdiklerini kaybetmekten, yalnız kalmaktan korkan, kendini karanlık bir kuyuya düşmüş gibi hisseden.
O çocuğu her zaman, ruhun en derin yerlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben ayrılıkları hiç sevmem, içim burulur, yüreğim acır. Nereye gittiğimin, nasıl olduğunun  bir önemi yok, veda etmek beni kanatarak yaralar.</p>
<p>Güçlü, zayıflığını saklayan, o sert ve hayatı ti’ ye alan görüntümün altında aslında, kaybetmekten korkan bir çocuk vardır.</p>
<p><span id="more-184"></span></p>
<p>Sevdiklerini kaybetmekten, yalnız kalmaktan korkan, kendini karanlık bir kuyuya düşmüş gibi hisseden.</p>
<p>O çocuğu her zaman, ruhun en derin yerlerine saklar, üstünü de kat kat maskelerle örterim.</p>
<p>Zarar görmesin diye, çünkü o acıyınca canım da beraber acır.</p>
<p>Geride kalanı görememekten, özlemekten korkarım.</p>
<p>Yeniye sevinemem, arkaya bakmadan duramam.</p>
<p>Geride bıraktığıma acırım, bensiz mutlu mu, iyi mi diye.</p>
<p>İyi olduğunu görürsem, bükülmüş omuzlarım biraz daha ayağa kalkar.</p>
<p>Eğer tamamen güllük gülistanlıksa her şey, benim de keyfim yerine gelir.</p>
<p>Benim mutluluğum, sevdiklerimin mutluluğudur.</p>
<p>Kendime dair bir şey saklamam.</p>
<p>Sevdiklerim mutluysa, ben o zaman mutlu olurum.</p>
<p>Onun için işte ayrılıkları  hiç sevmem.</p>
<p>Ama yaşam böyle bir limandan, diğer  limana süzülen bir gemi misali akıp gidiyor.</p>
<p>Suyun akışına uymazsak, yola devam edemiyoruz.</p>
<p>Gitmemiz gereken bir yol var.</p>
<p>Bir şekilde yolun sonuna varmalıyız.</p>
<p>Böyle bir ruh hali içinde, yaklaşık 1,5 yıldır, her gün heyecanla klavyemin başına oturup, içimden geçenleri, siz değerli okurlarla paylaştım.</p>
<p>Öncelikle beni okuyan, mail atan herkese en derin sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.</p>
<p>Bana değer kattığınız için.</p>
<p>Tabii ki, önce sevgili Genel Yayın Yönetmenim ve bana televizyonculuk kariyerimde, bildiklerini öğreten, destek olan,   inanan sayın Aydın Özdalga’ ya yazarlık kariyerimde de yanımda  olduğu için içten teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum.</p>
<p>Sitenin çok değerli editörleri, haber müdürleri ve diğer teknik ekipteki arkadaşlarımın ellerine, emeklerine sağlık diyorum.</p>
<p>Aynı sütunlarda, görüşlerimizi paylaştığımız, değerli köşe yazarlarına da sevgi ve saygılarımı sunuyorum.</p>
<p>Haber 3 bünyesinde yaptığım, okunma sayıları 100.000 leri geçen röportajlarımın değerli konuklarına, benimle bilgi ve tecrübelerini paylaştıkları  için, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.  Her birine tek, tek çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Bundan böyle, Cuma günleri köşe yazılarımla, Pazar günleri de röportajlarımla Tercüman Gazetesi’ nde yayın hayatıma devam edeceğim.</p>
<p>Ve tabii ki, Haber3.com’ u okumaktan vaz geçmeyeceğim.</p>
<p>Siz de öyle yapın ve Mehmet Ali Birand’ ın dediği gibi,  aman sakın bir yerlere randevu vermeyin.</p>
<p>Yaşamımızdaki, değişimlerin, her zaman hepimize hayırlı olması dileğiyle sağlıcakla ve sevgide kalın…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=184</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir İnanır ile röportaj</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=169</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=169#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 19:40:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Kaç filmini kaç defa izlediğimi hatırlamıyorum, kimi zaman  Tatar oldun düzene baş kaldırdın, kimi zaman İlyas oldun bize aşkı  anlattın. Kimi zaman Karadağlı Rıza olup, Harmandalı oynadın, bizi mest  ettin. Tutsak oldun, bey oldun, katırcı bile oldun. Yaşanmamışlığı bize  yaşattığın, yüreğimize gem vurduğun için sağol be Kadir ağabey, büyük  ustasın&#8230;

 Sevgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Kaç filmini kaç defa izlediğimi hatırlamıyorum, kimi zaman  Tatar oldun düzene baş kaldırdın, kimi zaman İlyas oldun bize aşkı  anlattın. Kimi zaman Karadağlı Rıza olup, Harmandalı oynadın, bizi mest  ettin. Tutsak oldun, bey oldun, katırcı bile oldun. Yaşanmamışlığı bize  yaşattığın, yüreğimize gem vurduğun için sağol be Kadir ağabey, büyük  ustasın&#8230;<br />
<span id="more-169"></span><br />
</strong> Sevgili okurlar,</p>
<p>Kendi internet sitesine gelen hayran maillerinden biri ile röportajıma  başlamak istedim.</p>
</div>
<div>Tahmin ettiğiniz üzere Kadir İnanır’ dan bahsediyorum.</p>
<p>Onu hepiniz ve hepimiz çok yakından tanıyoruz, çünkü yıllarca sayısız  filmde, pek çok karakterle yaşamlarımızın içine girdi. Bazen ağabeyimiz,  bazen sevdiğimiz, bazen çok yakından tanıdığımız bir dostumuz oldu. Pek  çok farklı kimliğe büründü.</p>
<p>Bazen güldürdü, bazen ağlattı ama her zaman bizlere verecek bir mesajı,  söyleyecek bir sözü vardı.</p>
<p>Sanatçı, topluma örnek olmak zorunda değildir sözünü hiçbir zaman  benimsemedi.</p>
</div>
<div>Hep şöhret olmanın bedelini, örnek bir sanatçı olma sorumluluğu ile  ödedi.</p>
<p>Peki bundan hiç pişmanlık duydu mu?</p>
</div>
<div>Şöhretin ağırlığını taşımak ona zor geldi mi?</div>
<div>İnsanların arasında olmaktan keyif aldı mı?</div>
<div>Yoksa geri çekilmeyi mi tercih etti?</div>
<div>Bu gün yapılan dizilerden memnun mu?</div>
<div>Hangi genç sanatçıları beğeniyor?</div>
<div>Yeşilçam emektarlarının, fakirlik ve sefalet içinde, otel  odalarında ölmesi hakkında neler düşünüyor?</div>
<div>Hepsi ve daha fazlasını röportajımızda okuyacaksınız….</p>
<p>41 yıllık her anı, özenle inşa edilmiş Kadir İnanır efsanesi tüm  içtenliği ile aşağıdaki satırlarda yer alıyor.</p>
</div>
<div>Beğenmeniz dileği ile…..</div>
<div><a href="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/kadir1.jpg"><img class="size-medium wp-image-173 alignleft" title="kadir1" src="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/kadir1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></div>
<div><strong>Sizinle röportaj yapacağımı etrafımdaki insanlarla  paylaştığımda çok yoğun bir ilgi ile karşılaştım, herkes büyük bir  heyecanla röportajı beklediğini söyledi. Siz uzun yıllardır, insanların  yoğun ilgisiyle karşılaşıyorsunuz. Nasıl bir duygu böyle yıllardır  şöhret olma hali?</strong></p>
<p><strong> </strong> Bunun karşılığı bir ömür. Bir ömürü yok sayacaksınız. En  güzel yıllarım, şöhret olarak geçti. Ben kendi hayatımı hiç yaşamadım.  İnsanların istediği, onların istediği gibi sorumluluk sahibi olarak,  şöhretimin ağırlığını taşıyarak yaşadım. Ama bunu kendim seçtim, kimse  beni böyle ol diye zorlamadı. Ben Anadolu’ dan gelen, sevgi, saygının en  yoğun yaşandığı bölgelerin insanıyım, o yapım hiç değişmedi. Bir gün  büyük bir gazetenin yaptığı habere sinirlendim. Bırakacağım bu işleri  dedim ama sonra dediler ki, yine konuşulacak ama bu sefer bırakmış bir  insan olarak konuşulacak dendi. Yani bu bedel mutlaka ödenecekti. Ben de  onlara fırsat vermemek için devam ettim.</p>
</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Peki nasıl yaşıyorsunuz? İnsanların içine giriyor musunuz?  Sokakta bizler gibi dolaşıyor musunuz? Ya da insan içine çıkmıyor  musunuz? </strong></div>
<div>Hayır hayır, benim öyle bir karakterim yok. Ben kalabalıklar içine  girmeyi severim.</div>
<div>Bana olan sevgi ve saygı sadece işimle ilgili değil, duruşumla da  ilgilidir. Pek çok insan beni ailesinin bir bireyi gibi görür. Onun  sebebi de, benim işime duyduğum saygıdandır. Bana her film yapımcısı  bana her teklifi sunamaz. Bilir benim kabul edip etmeyeceğim projeleri.</div>
<div><strong>Bu kadar başarının altında da demek, böyle bir seçicilik  yatıyor.</strong></div>
<div>Gayet tabii. Salt sanat içeren filmler var, ticari filmler var, bir  de evrensel sinema izlerini taşıyan filmler var. Kime yapılıyor bunlar?  Kalabalıklara. Tercihinizi ona göre yapacaksınız. Yani ben bir film  yapayım, onu da entelektüel kesim seyretsin. Ben bir film yapayım, suya  sabuna dokunmayım derseniz, gün gelir tıkanırsınız. Ama genel sorunlara  değinen bir film senaryosu seçerseniz, ölünceye kadar izlenirsiniz.</div>
<div><strong>Mesela Selvi Boylum Al Yazmalım yeniden vizyona girdi.  Orada bir mesaj yok o bir aşk filmi. İlla ki mesaj vermek gerekir mi,  her filmde? </strong></div>
<div>Ama nasıl yok mesaj, orada; materyalizmin sevgi karşılığı var.  Yazarı Cengiz Aytmatov mesela. İnsanlar materyalizmi reddeder ama  içlerinde izlerini taşırlar. Siz aşkı tarif ederken emek vermezsiniz, o  aşk uzun sürer mi? Sürmez. İnsanlık tarihinde binlerce örneği var. O  film onu anlatıyor.</div>
<div><strong>Bir sürü diziler yapılıyor, verdiğiniz örneklerin bir  kısmı dizilerde var, bir kısmı da yok. Siz bu dizi </strong><img class="size-medium wp-image-174 alignleft" title="kadir4" src="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/kadir4-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /><strong>sektörünün bu kadar  canlı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz.</strong></div>
<div>Şimdi o olay kapitalizme giriyor. O ticari bir olaydır, her şeyi  çabuk tüketir. Televizyonlarda sanat yapma şansınız yok. Benim  bahsettiğim filmler, o düzenin içine girmez. Benim filmlerimdeki  karakterler, kalabalık toplumları anlatmıyorsa, öyle senaryoları kabul  etmiyorum.</div>
<div><strong>Peki dünyaya baktığımızda çok büyük bütçeli milyon dolarlık  filmler çekiliyor. Biz de de pek çok zengin insan, iş adamları var,  bazı sanatsal etkinliklere sponsor oluyorlar ama hiçbir sinema filmine  sponsor olup da, dünya platformunda Türk sinemasının aşık attığını  görmedik. </strong></div>
<div>Kim o zenginler ?</div>
<div><strong>Mesela Güler Sabancı diyelim. Pek çok sergiyi Türkiye’ye  getirdi. </strong></div>
<div>Hangi filmi finanse etmiş, onlara sorun bu soruları. Mesela bir  yasa var, kültür ve sanat etkinliğine sponsor olduğunuzda, onu vergiden  de düşüyorsunuz. Biz de ki kapitalin, sanat dünyasına bakışı çağdaş  değilse, onlardan bir şey beklemeyeceksiniz. İşlerine gelmiyor olabilir.  Onlar Karun gibi paralarıyla yaşasınlar. Zaten Türkiye’ de de  yaşadıklarını düşünmüyorum, sürekli yurtdışındalar. Biz sermayeye karşı  değiliz ama kültür ve sanatın gelişmesi için de bazı desteklerin olması  lazım.</div>
<div><strong>Devletten de beklenebilir bu destekler ama….</strong></div>
<div>Devletin bakanlığı var. Yılda 15 milyon yardım yapıyor film başına  200 bin lira düşüyor.</div>
<div><strong>O paraya film çekilir mi? </strong></div>
<div>Olur mu hiç, o yemek ve yol parasını karşılar. Biz diyoruz ki, 5  film çekin yılda ama büyük bütçeli olsun ama dünya çapında olsun. Sistem  iyi düşünen, çağdaş insanları istemiyor. Çünkü akıllı insandan oy  alamazlar.</div>
<div><strong>Bu hukumet için mi söylüyorsunuz? </strong></div>
<div>Hayır hepsi için söylüyorum. Kapitalist sistem böyle bir şey.</div>
<div><strong>En son bir reklam filminde oynadınız. Yaban karakteri ile  birlikte. Ama o karakteri beğenmediğinizi <a href="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/kadir5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-175" title="kadir5" src="http://www.ebrueginlioglu.com/blog/wp-content/uploads/kadir5-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>söylemiştiniz. Sonra aynı  reklamda oynadınız. Nasıl oldu bu iş.</strong></div>
<div>Evet beğenmiyorum. Ben konuyu kapattım işte. Çünkü benim orada asıl  söylemek istediğim başka bir şey. Ben telif haklarına dikkat çekmek  istedim. Afrika’ da ki Cibuti devletinin bile telif hakları varken, bir  tek benim ülkemde telif hakları uygulanmıyor. Burada benim oyuncu ile  bir derdim yok. Ben yapımcıya kızıyorum. Benim üstümden, benim  yarattığım karakteri sömürüyorsan, onun bedelini ödeyeceksin. Sonra  kalitesiz bir şey, sana kim izin verdi. Ben de reklam filminde ona bir  bağırdım, olayı bitirdim. Sonra ki kampanya da o çocuk yok artık  mesela.</div>
<div><strong>Peki toplumsal konularla ilgilendiğiniz için, bu yönde  sorularıma devam ediyorum. Pek çok Yeşilçam emektarı, otel köşelerinde  sefalet içinde ölüyor. Bunlar için bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?</strong></div>
<div>Ben değil, telif hakları kabul edilse, o söylediğiniz sorunlar  çözülecek. Türkiye’ de işleseydi bütün sorunlar çözülecekti.</div>
<div><strong>Ne olacaktı, oyuncuya para ödemekten sektör çökecekti..</strong></div>
<div>Hayır işte, o korkuyla yasayı çıkarttırmıyorlar. Parayı, aracıya  tefeciye vermeyeceksin. Cebinden para koyup film çeken bir tek prodüktör  yoktur Türkiye’ de, hepsi bölge işletmecilerinden alır parayı… 1942 den  İtalyanlardan alınma bir yasaya göre, sonunda filmin sahibi yapımcıdır  diyor. Ona sığınarak, bu paraları hiç hakkı olmayan bir adama  veriyorlar. Olmaz, o para emekçilere dağıtılsın. Bunlar ölü parası  yiyen, onursuz insanlar diyorum Ama ben söylemekten yoruldum artık.  Gidin telif yasaları nasılsa, mesela Fransa’ da nasılsa, alın aynen  uygulayın, çok zor bir şey değil yani…</div>
<div><strong>Türk sineması aslında para kazandıran bir sistem ama telif  yasaları uygulanmadığından böyle o zaman. </strong></div>
<div>Yani kriz olan bir ülkede önce sinema sektörü duruyor.</div>
<div><strong>Peki Türkan Şoray ile bir film galasında bir araya  geldiniz. Bir dargınlık konuşulup duruyor, bu işin doğrusu nedir?  Dargınlık var mıydı?</strong></div>
<div>Hayır canım şimdi bir kısım medya ya kızıyorum. Dargın diye  yazmasınlar diye, galada bir araya gelerek, o haberlerin de önüne geçmiş  oldum.</div>
<div><strong>Niye peki öyle haberler çıktı o zaman?</strong></div>
<div>İnternete birisi benim siteme girmiş. Benim ağzımdan birisine cevap  yazmış, o da şu; “Türkan Şoray ile evlenebilirdik” demişim güya. Bunu  da Türkan hanıma sormuşlar, o da; “haa olabilirdi” demiş. Ben de dedim  ki; “ben böyle bir laf söylemedim”, “başkası benim ağzımdan konuştu”  dedim. Türkan hanım’ da buna alındı biraz, durduk yerde niye böyle bir  laf çıktı diye. Bir kırgınlık oldu, bir de televizyon programı yapıyor  biliyorsunuz. Ben hiç kimseye gitmiyorum tv programlarına, yani o yüzden  gitmediğim için alınmış olabilir ama bu dargınlık boyutunda falan  değil. Biz yıllarca yan yana film yapmış insanlarız. Olur mu hiç öyle  şey. O konuyu da galaya giderek kapattım.</div>
<div><strong>İnternet sitenizde siz mi cevap veriyorsunuz hayranlara? </strong></div>
<div>Eskiden öyleydi ama şimdi hiç cevap vermiyorum, böyle çirkin şeyler  olunca kapattım.</div>
<div><strong>İnternet ile aranız nasıl? </strong></div>
<div>Hiç bakmıyorum, çok zamanımı alıyor diye düşünüyorum.</div>
<div><strong>Peki yeni nesil oyunculardan kimleri beğeniyorsunuz.  Kendinize yakın gördüğünüz bir oyuncu var mı?</strong></div>
<div>Vallahi performans olarak benimkini yakalayacak bir oyuncu var mı  bilmiyorum. 41 yıldır sinemanın içindeyim. Sinemaya girdiğimde yılda 350  film çekiliyordu, 10 tanesi her yıl bana düşüyordu. Şimdi bakıyoruz,  hangi oyuncu yılda 10 film çeker. Toplamda yılda 20 film çekiliyor. Ama  tv dünyasının ortaya çıkardığı ortalama 10 kız, 10 da erkek var. Çok  başarılılar var ama isim veremem, çünkü benim sözlerime önem  veriyorlar.</div>
<div><strong>Mesela Beren Saat?</strong></div>
<div>Tabii o da iyilerden.</div>
<div><strong>Peki yeni nesil sanatçılar, eğitimli mi olmalı, alaylı mı?</strong></div>
<div>Eğitim aldıktan sonra, bir o kadar da işin içinde öğrenmeli. Çünkü  çocukların pratik yapacağı iyi okullar yok. Uygulama iyi yapılmıyor,  teknolojileri çok eski. En az 10 yıl geriler. Üniversitelere gidiyorum.  En eski, küçük kameralarla eğitim veriyorlar.</div>
<div><strong>Size eğitmenlik teklifi geldi mi, üniversitelerden?</strong></div>
<div>Geldi tabii ama benim şimdi öyle bir zamanım yok.</div>
<div><strong>Peki şimdi konuyu artık biraz değiştirmek istiyorum. Sizi  filmlerde hep bıyıklı görüyoruz. Kesmeyecek misiniz bu bıyığı artık? </strong></div>
<div>Ben istiyorum ama kestirmiyorlar. Kesiyorum bazen, sokakta insanlar  habire soruyor. Niye kestin, niye kestin diye ben de bunalıyorum.</div>
<div><strong>Bir de etek meselesi var. </strong></div>
<div>Ya o etek değil. O komiser Shakspeare oyununun bir kostümüydü. Ona  etek diyen karakter eteğin ne olduğunu bilmeyen bir karakter.</div>
<div><strong>Niye eteğe bu kadar takılıyorsunuz, bir oyuncu etek de  giyer. </strong></div>
<div>Giymez. Ben giymem. Meraklısı varsa giyebilir. Oyuncu illa her rolü  oynamak zorundadır diye bir şey yok.. Peki niye illa bana etek  giydirmek isteyen bozuk karakteri sormuyorsunuz? Dertlerini neymişi niye  tartışmıyorsunuz? O zaman da bu konuyla ilgili çok ağır konuştum. Onlar  3 kişi. Onlar aslında ruhu bozuk 3 gazeteci. Onların saçmalığı bu. O  film Türk sinemasında çekilmiş, en önemli filmlerden biridir.</div>
<div><strong>Peki siz şimdi böyle çok sert, otoriter biri olarak  duruyorsunuz, özel hayatınızda da hep böyle misiniz? </strong></div>
<div>Yok yani ne isem oyum. Toplumdaki yaşanan olaylara duyarlıyım, yani  toplumda huzur yoksa, bir takım sıkıntılar varsa keyfim kaçıyor.  Bireysel mutluluğu ne yapayım.</div>
<div><strong>Spor yapıyor musunuz? </strong></div>
<div>Tabii, her gün 1 saat spor yapıyorum. Çok okuyorum, kitap  yazıyorum, anılarımı toparlıyorum. Belgeselimi hazırlıyorum. 2 saatlik  bir film çıkacak. Üniversitelere, söyleşilere gidiyorum. Önümüzdeki  günlerde, memleketime gideceğim Karadeniz’ e sonra İtalya’ ya maçları  izlemeye gideceğim. Sonra yeni projelerim var, onlara bakıp sıraya  koyacağım.</div>
<div><strong>Çok teşekkür ederim, hayırlısı olsun, ağzınıza sağlık…<br />
</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=169</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arabistan din polisleri</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=165</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=165#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:39:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Bu gün internet  sitelerinin birinde okuduğum haberde, dehşete düştüm.
Suudi Arabistan’ da, bir  okulda çıkan yangında,  kız çocukları, kıyafetleri  uygun olmadığı gerekçesiyle, yanarak ölmüşler.
2002 yılında Mekke’ de  meydana gelen yangında, din polisleri adı verilen görevliler, binadan  çıkmayı başaran kız çocuklarını, kıyafetleri dini kurallara uygun değil  diye, döverek yanan binaya geri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Bu gün internet  sitelerinin birinde okuduğum haberde, dehşete düştüm.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Suudi Arabistan’ da, bir  okulda çıkan yangında,  kız çocukları, kıyafetleri  uygun olmadığı gerekçesiyle, yanarak ölmüşler.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">2002 yılında Mekke’ de  meydana gelen yangında, din polisleri adı verilen görevliler, binadan  çıkmayı başaran kız çocuklarını, kıyafetleri dini kurallara uygun değil  diye, döverek yanan binaya geri göndermişler. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span id="more-165"></span><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kızları kurtarmaya çalışan  itfaiyecileri de, dokunmaları günah olduğu gerekçesiyle okula  sokmamışlar.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu din polisi adı verilen ve özellikle  kadınların kıyafetleri, davranışlarını kontrol eden görevlilerin, aynı  zamanda, kurallara uymayan kadınları dövme ve göz  altına  alma yetkisi de varmış.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Şimdi öylesine uç bir  örnek ki. İnsan ne yorum yapacağını şaşırıyor. Hangi taraftan ele  alacağını kestiremiyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Neye inanırsak inanalım,  vicdanımıza danışmaz isek, çok büyük hatalar yaparız. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu konuyla da ilgili,  başka şeylerle de ilgili. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Üzücü olan şey de din  adına, masum kız çocuklarının ölüme terk edilmiş olması. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">İnsanların vicdan, akıl,  mantık terazisinin ölçüsü kaçmışsa, dine inanmaları da bir şey ifade  etmiyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bir kere kadınların namusu, niye erkekler  tarafından yönetiliyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bu ne yaman çelişkidir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kadını nasıl aşağılamak,  nasıl güçsüz, muhakeme yeteneğinden yoksun saymak. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Nasıl sahte bir ahlak  anlayışı.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yani kadın, kendi kendini idare etmekten o  kadar aciz ki, ancak, din polisi adı verilen görevliler tarafından  denetleniyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Polis zoruyla ahlak denetimi oluyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kurallara uymayan  kadınlara da dayak atılıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Vah vah vah….</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kız çocukları kız  okullarına gidiyor, oralara da hiç erkek öğrenci alınmıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Yani bunun mantığı nedir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kız ve erkek, çocuk yaştan  birbirinden ayrılır, yabani gibi yetişirse, nasıl sağlıklı bir insan  olarak büyür. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Diğer taraftan  mesela  Hollanda’ ya bakıyoruz, uyuşturucunun sokaklarda  köşe  başında satıldığı, cinsel fantezilerin serbestçe yaşandığı şovların  olduğu  abuk sabuk mekanlar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Çocuk yaşta hamile kalan  kızlar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">18 yaşından sonra ailesinin bakma yükümlülüğü  kalmadığı için, ayrı eve çıkan gençler. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><!--more--><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: small;">O tarafta da başka türlü  saçma sapan yaşanan ilişkiler yumağı oluyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">İnsan, insan gibi  olmadıktan sonra, dindar olmasının da, dinsiz olmasının da hiçbir önemi  yok.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=165</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazetecilik etiği</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=163</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=163#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:38:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Bizim medyayı gerçekten  anlamak mümkün değil ya da ben bazı konularda çok tutucu düşünüyorum.
Efendim bir dönem, acı var  mı acı repliğiyle, habercilik literatürünü 360 derece değiştiren, cüceler ve dev adamları  habere çıkartan, raiting  adına, magazin haberlerini ana  habere taşıyan ve böylece bir dönem haberi ciddiyetten uzaklaştırıp, her kesimden insanın  anlayacağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim medyayı gerçekten  anlamak mümkün değil ya da ben bazı konularda çok tutucu düşünüyorum.</p>
<p>Efendim bir dönem, acı var  mı acı repliğiyle, habercilik literatürünü 360 derece değiştiren, cüceler ve dev adamları  habere çıkartan, raiting  adına, magazin haberlerini ana  habere taşıyan ve böylece bir dönem haberi ciddiyetten uzaklaştırıp, her kesimden insanın  anlayacağı düzeye çeken insanlar, fırsat bu fırsat deyip,   şimdi aklına , ağzına geleni söylüyor.</p>
<p><span id="more-163"></span></p>
<p>Aradan geçmiş 30 yıl,  12 Eylül’ le ilgili çok ciddi iddialar ortaya atıyor.</p>
<p>Hayır atsın diyelim  bir lafımız  yok  ama   niye şimdi ve hani ispatı?</p>
<p>Nerede kanıtın, delilin,  götür bir televizyona, herkes izlesin, görsün, muhataplarına sor,  yanıtlasın.</p>
<p>Ver elindeki bilgileri, iddiaları.</p>
<p>Koy son noktayı olsun  bitsin.</p>
<p>Bu  yaptığın nedir şimdi?</p>
<p>İkisi hayatta olmayan, biri 90 küsür yaşında, diğer ikisi 80  küsur yaşında insanlar için;</p>
<p>‘’12 Eylül’ cüler  Amerika’ dan 2 milyar dolar  rüşvet  aldılar.’’</p>
<p>Nasıl bir hesaplaşma  duygusu,  anlamak çok zor.</p>
<p>Madem o  kadar kuvvetli delillerin vardı, elindeki kaynaklar sağlamdı,</p>
<p>gazeteciliğine de bu kadar  güveniyordun,</p>
<p>patlatsaydın raitingleri….</p>
<p>12 Eylül’ cülere yargı yolu açıldı, eski  defterler hemen açıldı.</p>
<p>Hepimizin hayatında bildiği, duyduğu iddialar,  çok emin kaynaklardan doğruladığı bilgiler vardır.</p>
<p>Ama bazen öyle şeyler  duyarız ki, biz onu başkalarıyla paylaşmaktan utanç duyarız.</p>
<p>Bir vicdan muhasebesi olur  içimizde.</p>
<p>Birine bir yakıştırma, bir iddiada  bulunacaksak 40 kere düşünürüz, bunun başkalarına faydası nedir?</p>
<p>Karşımdaki insana zararı  nedir diye?</p>
<p>Gözümüzle gördüğümüzü bile, sorgularız kendi içimizde acaba   doğru mu gördük   diye?</p>
<p>Çünkü  iddialar doğru bile olsa, her doğruyu, her yerde ve her zaman söylemek  doğru değildir.</p>
<p>Bir  gazeteci için ne kadarı doğrudur bilemem ama her zaman söylüyorum galiba  mesele gazeteci olmadan önce insan olabilmekte.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=163</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şımarmak istiyorum</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=161</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=161#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Bu gün içimden ciddi konularda yazmak gelmiyor. Gayri ciddi konularda ciddi ciddi ahkam kesmek istiyorum.
Artık benim de biraz şımarmaya, bazı kadın yazarlar gibi egomu şişirmeye, saçmalamaya, internetin en güzel köşe yazarı benim demeye  ihtiyacım var.
Sonuçta ben de ermiş ya da ulvi bir varlık değilim.

Böyle sosyal sorumluluk ciddi konular falan yazınca, sıkıcı birisi olduğumu düşünebilirsiniz.
Aslında öyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün içimden ciddi konularda yazmak gelmiyor. Gayri ciddi konularda ciddi ciddi ahkam kesmek istiyorum.</p>
<p>Artık benim de biraz şımarmaya, bazı kadın yazarlar gibi egomu şişirmeye, saçmalamaya, internetin en güzel köşe yazarı benim demeye  ihtiyacım var.</p>
<p>Sonuçta ben de ermiş ya da ulvi bir varlık değilim.<br />
<span id="more-161"></span><br />
Böyle sosyal sorumluluk ciddi konular falan yazınca, sıkıcı birisi olduğumu düşünebilirsiniz.</p>
<p>Aslında öyle değil, maça kızı gibiyim, bir tarafım nasılsa diğeri onun zıddı.</p>
<p>Bu gün internet siteleri arasında sörf yaparken, bir de ne göreyim; Hülya Avşar’ ın bikinili pozları.</p>
<p>Haberin üstündeki başlıkta, ‘’O eski halinden eser yok şimdi.’’</p>
<p>Yani bir kere Hülya Avşar hiçbir zaman ince, uzun, zayıf bir kadın değildi.</p>
<p>Gençken de balık etliydi.</p>
<p>Şimdiki hali de,  bana o kadar  farklı gelmedi.</p>
<p>Kaldı ki, artık kızı, genç kız olmuş neredeyse, şimdiki görüntüleri yaşına göre son derece doğal. Hatta  bence  iyi denebilir.</p>
<p>Ayrıca ben en güzelim demesini eleştirsem de, son zamanlarda daha bir kendine güvenli olduğu için, çok pozitif bir enerjisi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Neşeli, mutlu  ve olgun halleri bana  daha sempatik ve hoş geliyor.</p>
<p>İyi bir makyaj ve ekran ışıklarıyla, yüzü de son derece güzel gözüküyor.</p>
<p>Doğrusu bu gün hakkında yaptıkları  eleştiriler hoşuma gitmedi.</p>
<p>Hiç de gerçekçi gelmedi.</p>
<p>Kendimde yaşlanıyor olduğumdan mıdır nedir acaba?</p>
<p>Empati yapmış olabilir miyim, ben de 10 yıl sonra öyle gözükebilirim..</p>
<p>Diğer gözüme çarpan magazinsel konu Ayşe ve Zuhal Topal arasındaki mevzuu hakkında Ayşe Aral’ ın söyledikleriydi.</p>
<p>Doğrusu çok şaşırdım.</p>
<p>Aslında bu iddialara Zuhal Topal’ ın cevap vermesi lazım ama ben niyeyse, konuya balıklama dalmış gibi oldum. Olsun bazı konularda şeffaf davranmak, kasıntı olmaktan daha iyi.</p>
<p>Her neyse efendim güya, Zuhal Topal, evlilik programında Ayşe Aral’ ın bulunmasını kıskanmış.</p>
<p>Bunu kim söylüyor?</p>
<p>Ayşe…</p>
<p>Doğrusunu bilemiyorum ama aklıma da çok yatmıyor. Niye kıskansın ki?</p>
<p>Sonuçta Zuhal Topal güzel ve başarılı bir sunucu, aynı zamanda oyuncu.</p>
<p>Öyle ekrana çıkıp 2-3 saat canlı yayın idare etmek kolay değil. Yani yerine birini bulup monte etmek hemen olmaz.</p>
<p>Bana garip geldi ama biz tabii dışarıdan olayların iç yüzünü bilemeyiz.</p>
<p>Ben her zaman şöhretin ve paranın taşıması zor bir yük olduğunu düşünürüm, hele bir de alt yapı zayıf olursa, taşımak daha da zorlaşır.</p>
<p>Çok mantıklı gelmese de, doğrusunu Allah bilir ne diyelim bir maydonoz olma durumumuz oldu artık.</p>
<p>Seda Sayan’ ın programına gelince, bu kadıncağız böyle enerjiyi nasıl nereden buluyor? Maaşallah&#8230;</p>
<p>Sabah uyanır uyanmaz ilk işim açıp ne giymiş, saçı nasıl olmuş diye bakmak oluyor.</p>
<p>Adeta Barbie bebek gibi. Bacakları biraz incelirse, aynısı olacak ama incelemiyor her halde. O da zaten çok zayıfladım ama bacaklarım ekranda böyle çıkıyor diye dert yanıyor. Bana pek öyle gelmiyor ama öyle diyorsa öyledir diyelim.</p>
<p>Ne kadar yoğun prodüksiyonu olan bir program, sunuculuğu çok başarılı, eğlenceli konulara değiniyor.  Hele son zamanlarda cemiyet hayatının ünlü isimleri Feryal Gülman, Demet Sabancı Çetindoğan ile de röportajlar yapıyor. Çok şık ve kaliteli gözüküyor. Bravo gerçekten..</p>
<p>Bir bakıyorsunuz Harvey Nichols’ u tanıtıyor, diğer yanda Bahçeşehir semt pazarını her iki kulvarda da çok başarılı.</p>
<p>Programın renkleri, dekorasyonu bayağı gösterişli.</p>
<p>Bu güne kadar yaptığı programlar içinde, en çok şimdiki konseptini beğeniyorum.</p>
<p>Ayşe Arman’ la ilgili bir haber gördüm, ona da bir ahkam kesmezsem içim rahat etmez.</p>
<p>Efendim haber şöyle Ayşe Arman 4. dövmesini nereye yapmış?</p>
<p>Cevap veriyorum; Bana ne? Kime ne?</p>
<p>Demiştim bu yazımda saçmalayacağım diye, benim de biraz böyle şeylere ihtiyacım var….</p>
<p>Hem en çok okunanlardan, hem en güzel, hem en gerçekçi, en sosyal sorumluluk sahibi bir köşe yazarı olmak kolay değil….</p>
<p>Bu yazımdan dolayı atılırsam haberiniz olur, geri çağırmayı unutmayın….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=161</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baykalın durumu mağduriyet değil mi ?</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=158</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=158#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Deniz Baykal’ ın kaset  iddiası daha uzun zaman gündemi meşgul edeceğe benziyor.
Tabii sosyal paylaşım  sitesi Facebook’ ta da, bu konuyla ilgili gündem takip ediliyor ve  Baykal tekrar partinin başına dönsün grupları açılıyor. Kişisel olarak,  ben de bu gruba katıldım, ne kadar önemi var ya da yok, onu bilmem,  herkes kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Baykal’ ın kaset  iddiası daha uzun zaman gündemi meşgul edeceğe benziyor.</p>
<p>Tabii sosyal paylaşım  sitesi Facebook’ ta da, bu konuyla ilgili gündem takip ediliyor ve  Baykal tekrar partinin başına dönsün grupları açılıyor. Kişisel olarak,  ben de bu gruba katıldım, ne kadar önemi var ya da yok, onu bilmem,  herkes kadar olabilir.</p>
<p>Bir editör arkadaşım da, CHP içinden hangi ismin, partinin  genel başkanı olması açısından iyi olacağını sormuş.</p>
<p><span id="more-158"></span></p>
<p>Aslında şu sıralarda, en  çok konuşulan ve düşünülen güncel bir soru hoşuma gitti.</p>
<p>Orada da aynen şöyle  yanıtladım; Bence artık CHP yeni bir liderle yoluna devam edebilir,  değişim ve taze kanlar, her oluşuma iyi gelebilir.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu, halka  güven veren ve popülaritesi de yerinde olan bir lider olabilir.</p>
<p>Hatta bence keşke Uğur  Dündar olsa…</p>
<p>Ya da bir vakit genel başkanlığa aday olan, genç ve başarılı iş  adamları vardı, onlar da olabilir.</p>
<p>Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta;  böyle özel hayata ilişkin bir olaydan dolayı, bir parti liderinin siyasi  yaşamının bitirilmek istenmesine karşı verilen tepkidir.</p>
<p>Yani bu gün Yunanistan  seyahati öncesi, Başbakanımızın yaptığı basın toplantısında, dediği  gibi; ‘Biz kim olursa olsun  evli insanların,  eşlerini aldatmasını mağduriyet olarak görmeyiz, bu toplumsal çöküşün  başlangıcıdır.’ Açıklamasına bir tepki olmalıdır.</p>
<p>Bu ayrı bir konudur, ama  insanların gizlice özel hayatlarının kameraya alınıp, kamuoyuna  sunulması başka bir olay ve yanlışlıktır.</p>
<p>Bunun haklı sebebi  olmamalı.</p>
<p>Diğer konu aldatma konusu varsa bile, bu insanların  kendilerini, ailelerini ilgilendirir.</p>
<p>İki birbirine çok yakın gibi görünen konuyu  birbirine karıştırmamak lazım.</p>
<p>Hele hele bunu siyasi malzeme haline  getirmeye, sebep olmamalı.</p>
<p>Kaldı ki, bazı İslamiyeti bir devlet yönetim  şekli olarak benimsemiş ülkelerde, bu tip konular taşlanmaya kadar giden  bir yol izler.</p>
<p>O zaman insanın aklına onların yaptıkları uygulamalar için bu  da mı meşru ve dine uygun diye gelir.</p>
<p>Bu hassas çizgilere dikkat etmek gerekir.</p>
<p>İnsanların inançları,  adetleri, örfleri toplumun kendisine yönlendirdiği gibi değil, kendi  bireysel inanışları doğrultusundadır.</p>
<p>Kimse toplumu alet ederek, bu bizim toplumsal  yapımızı anlatır diye genelleme yapmamalıdır.</p>
<p>Herkes bu konularda şahsı  adına açıklama yapmalıdır.</p>
<p>Medeni ve demokrat bakış açısı bunu gerektirir  diye düşünüyorum.</p>
<p>Ayrıca laiklik dediğimiz bakış açısı da bunu anlatır ve bu  kavram karmaşasına sebebiyet vermemesi için, bundan 100 yıl kadar önce  insanları vicdanları ve dinsel tercihleri arasında serbest bırakmıştır.</p>
<p>İsteyen istediği gibi  düşünür, kendi görüşünü de bunun doğrusu budur diye ortaya koyamaz,  herkesin doğrusu kendinedir çünkü.</p>
<p>O zaman herkes ağzına geleni uygun ya da  uygunsuz söyler, mesela bu açıklamalarla ilgili bir vatandaşımız, şöyle  bir yorum yapmış; o zaman Başbakan, parti içindeki üç eşli AKP’ liler  için ne diyor, onlar toplum yapısına uygun muymuş? Diye soruyor.</p>
<p>Ben böyle insanlar var mı  AKP içinde hakikaten  bilmiyorum.</p>
<p>Çünkü insanların özel  hayatları  ve dinsel inançları ile ilgilenmiyorum.</p>
<p>Doğruysa  gerçekten  bu soruyu sormak lazım tabii.</p>
<p>Bu tarz konuşmaları  sevmiyorum.</p>
<p>O zaman düzey değişiyor, konuşma çirkin bir üsluba doğru  gidiyor.</p>
<p>İşin buralara  gelmemesi lazım.</p>
<p>Eleştirenler, diyorlar ki;  Baykal, bu kaseti yalanlamadı ki&#8230;</p>
<p>Yani yalanlasa ve kaset  olayı doğru olsa acaba yalanladı diye inanılacak mı?</p>
<p>Bir çok insan, böyle  ilişkiler yaşıyor ve yalanlıyor ya da ortaya çıkartmıyor ama biz  biliyoruz ki, öyle değil.</p>
<p>Yalanladığı şey doğru aslında ama yalanladı  diye, tamam yalanladı, aklandı.</p>
<p>Böyle bir şey yok.</p>
<p>Biraz objektif   olmak  lazım.</p>
<p>Böyle  özel konuları da siyasete karıştırmamak lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=158</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail meselesi</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=155</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=155#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:34:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Maalesef, haftaya İsrail  askerlerinin, Filistin’  lilere insani yardım  taşıyan, Türk gemisini vurduğunu, ölü ve yaralı vatandaşlarımız,  kardeşlerimiz  olduğunu duyarak başladık.
Ondan sonra zaten, pek çok  taraftan pek çok sesler çıkmaya başladı. Sinirler gerildi.
İsrail Büyükelçi’ miz geri  çağrıldı. Türkiye’ nin bu saldırıya sessiz kalmayacağı söylendi….

Halk kanadında ise,  provakasyona son derece açık bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maalesef, haftaya İsrail  askerlerinin, Filistin’  lilere insani yardım  taşıyan, Türk gemisini vurduğunu, ölü ve yaralı vatandaşlarımız,  kardeşlerimiz  olduğunu duyarak başladık.</p>
<p>Ondan sonra zaten, pek çok  taraftan pek çok sesler çıkmaya başladı. Sinirler gerildi.</p>
<p>İsrail Büyükelçi’ miz geri  çağrıldı. Türkiye’ nin bu saldırıya sessiz kalmayacağı söylendi….</p>
<p><span id="more-155"></span></p>
<p>Halk kanadında ise,  provakasyona son derece açık bir şekilde, insanlar,  Taksim Meydanı’nı doldurup, sloganlar atmaya başladılar. Derken gündem  bir anda istenmeyecek şekilde  çalkalandı…..</p>
<p>Tüm bu hareketli gündeme  baktığımızda, gazetecilerden, siyaset bilimcilerden çeşitli yorum ve  görüşler, televizyonlar kanalıyla açıklanıyor. Gündüzden beri hem  internetten, hem televizyonlardan izliyorum.</p>
<p>Sanıyorum, bu hafta bu  konuları tüm medya ve halk olarak, konuşmaya, yazmaya, çizmeye devam  edeceğiz….</p>
<p>Her şeyden önce, böyle kritik gündemleri daha  sakin ve objektif atlatmak gerektiğine inanıyorum. Her karmaşa için  gerekli olduğu üzere….</p>
<p>Yani, halkın meydanlara çıkıp, olayları protesto etmesi, her ne  kadar haklı bir hareket gibi gözükse de, böyle kalabalıkların bir anda  ne yapacağı belli olmayacağından, kötü niyetli kişilerin bu durumlardan  faydalanıp, kendilerine pay çıkarmaları söz konusu olabileceği  durumlara meydan vermemek lazım geldiğini düşünüyorum….</p>
<p>İkinci olarak;  İsrail ile Filistin arasındaki uzun yıllardır süren bu  meseleye bizim dahil olmamız  ne kadar doğrudur,  tartışılır.</p>
<p>Ya da, eğer öyle ise, bu sınırların, İslam, Hristiyan  çatışmasına ve Ortadoğu’ da ki politik dengeyi ve güvenliği, tehlikeye  atmayacak seviyede tutarlı olması yönünde değerlendirilmesi şartı  doğmuştur….</p>
<p>Bir köşe yazarımız, bu gün olayla ilgili  değerlendirmesinde, geçen yıl ki zirvede yaşanan One Minute krizine  karşılık, İsrail tarafından böyle bir saldırı olabileceğine dikkat  çekmiş….</p>
<p>Bense,  tam anlamıyla aynı fikirde  değilim, olabilir ama  bizim Büyükelçi’ mizi,  alçak sandalyeye oturutup, bu şekilde görüntüleri dünyaya yaymakla , o  olayın rövanşını zaten aldıklarını düşünüyorum.</p>
<p>Tabii çok çeşitli  senaryolar üretilebilinir.</p>
<p>İsrail, gemiden bize saldırdılar, insani  yardım değil, İstanbul’ dan silah yüklü bir gemiydi diyebilir. Dedi de  zaten….</p>
<p>Her ne olursa olsun, geri  dönülmeyecek, adımlar atılmaması, olayı sadece İslam, Hristiyan meselesi   olarak görülmemesi, halkın galeyanlara  gelmemesi, PKK gibi terör örgütlerinin, besleneceği, zayıf ortamların  yaratılmasına  meydan vermemeli ve uzlaşmacı bir  tavır taşımalıyız……</p>
<p>Yangına körükle gitmeye, her tepkiye, en sert  tavırları takınmaya  gerek yok.</p>
<p>Çünkü ne terör yüzünden  ne  yanlış siyasi hareketler  yüzünden gencecik kardeşlerimiz yaşamını kaybetsin, ne de  genel  anlamda hukumetlerimiz   yaptığı  hareketler  ve tavırlar yüzünden geri adım atsın. Ortadoğu için, konumumuz ve pek  çok özelliğimiz dolayısı ile önemli bir ülkeyiz.</p>
<p>Bu özelliğimizi korumamız  lazım.</p>
<p>Her  ulusun kendi ülkesinin sorunları ve iç meseleleri var kuşkusuz. Onlara  ne kadar dahil olup, olmama konusu da çok hassas bir dengede gidiyor.</p>
<p>Görünmeyen ince çizgileri aşmamak için de, özellikle böyle  zamanlarda diplomasi ve sağduyuya  her zamankinden   daha  fazla ihtiyacımız  var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=155</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemal Kılıçdaroğlu geliyor</title>
		<link>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=151</link>
		<comments>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=151#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 11:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu, yani nam-ı diğer Gandi Kemal Başbakan olur mu?
Vallahi olur, billahi olur.
Bu gün gerçekleşen kurultayda, öyle bir destek, öyle bir izdiham vardı ki.
Çocuğuyla gelenler, dün kalp krizi geçirenler, büyük önder Mustafa Kemal’ e benzetenler mi ararsınız, kendisine büyük bir ilgi vardı.
Hele konuşmaya başlamadan önce, korumaların, etten duvar halinde kürsüye bir taşımaları vardı, son derece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemal Kılıçdaroğlu, yani nam-ı diğer Gandi Kemal Başbakan olur mu?</p>
<p>Vallahi olur, billahi olur.</p>
<p>Bu gün gerçekleşen kurultayda, öyle bir destek, öyle bir izdiham vardı ki.</p>
<p>Çocuğuyla gelenler, dün kalp krizi geçirenler, büyük önder Mustafa Kemal’ e benzetenler mi ararsınız, kendisine büyük bir ilgi vardı.<br />
<span id="more-151"></span>Hele konuşmaya başlamadan önce, korumaların, etten duvar halinde kürsüye bir taşımaları vardı, son derece etkileyeciydi.</p>
<p>Konuşmaları ve vaadleri, sade yaşantısı, naif ve nazik tarzı o kadar alışılmadık ki.</p>
<p>Adeta halka, ben de sizin yanınızda değil, içinizden biriyim mesajı veriyor.</p>
<p>Zaten önemli imaj danışmanlarına sorduğunuzda, iki mesaj, halkın gözüne girmek için çok etkilidir.</p>
<p>Biri ben de sizden biriyim, sizin içinizdenim, ya da ben tamamen, sizden çok farklıyım, aristokrat ve ulaşılmazım.</p>
<p>Bu ikisi arasındaki imajlar, psikolojik olarak tutmuyor.</p>
<p>Vaadlerine gelince, gerçekten uzun zamandır insanların beklediği ve hayali olmuş, güzel şeylerden bahsediyor.</p>
<p>İşsizliğe, fakirliğe çözüm getireceğiz, halk zengin olmadan biz zengin olmayacağız diye.</p>
<p>Kendi yaşantısı ve mal varlığını, yani kendini açıkça ortaya koydu, o konuda da çok iddialı laflar etti. Ne çocuklarım, ne kendim Başbakan olursam, servetimi arttırmayacağım, ancak halk ne zaman refah seviyesine gelir, ondan sonra gibi, hakkaniyetli laflar etti.</p>
<p>Kulağa çok hoş geliyor.</p>
<p>Zaten gazeteci olarak değil, sıradan bir vatandaş olarak, yurt dışına çıktığım zamanlar, üzülüyordum, niye biz de böyle rahat bir yaşam seviyesinde değiliz, hem çok yüksek vergiler ödüyoruz, hem de Avrupa’ nın en fakir insanlarındanız diye.</p>
<p>Mesela bir çok Avrupa ülkesi, sosyal demokrasi ile yönetiliyor.</p>
<p>Devlet son derece maddi anlamda güçlü, vatandaşlarda öyle güçlü.</p>
<p>İnsanlar, alt gelir düzeyine de sahip olsalar, güzel evlerde yaşıyor, araç sahibi oluyor, sağlık hizmetleri devlet tarafından karşılanıyor, pek çok başka sosyal yardımlar alıyorlar. İnsan gibi medenice yaşıyorlar. Hobileri falan var. Daha çok şey var da, bu kadarından bahsedelim.</p>
<p>Biz de ya insanlar çok fakir, ya da çok zengin, bunun ortasındaki sınıfın çok az olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Çok köklü değişimlere ihtiyaç var.</p>
<p>Çok pırıl pırıl , çalışma potansiyeli olan gencecik insanlar, maddi yetersizliklerden dolayı eğitimsiz ve işsiz. Boğaz tokluğuna yaşıyor.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu ya da başka birisi, kim olursa olsun, eğer gerçekten bunları düzeltebilecekse bu ülkeyi yarınlara taşımaya talip olsun.</p>
<p>İnsanlarda artık kendilerini düşünsün, kömüre, kuru vaadlere oy vermesin, biraz gözlerini dünyaya çevirsin ve bu işlerin nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini öğrensin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ebrueginlioglu.com/blog/?feed=rss2&amp;p=151</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
